Bize Ulaşın: 0(232) 336 42 40

Çalışma Saatleri: 10:00-19:00 (Pazar Hariç)

Özel bir tanı yöntemi yoktur. Tanının temelini klinik bulgular oluşturur

1. Önce tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, eklem yakınmaları nedeniyle Ailesel Akdeniz Ateşinden şüphelenilir.

2. Ailede benzer yakınmaları olan başka bireyler varsa şüphe kuvvetlenir.

3. Hastalardan ataklarını takip etmesi, o sırada ateşinin ölçülmesi istenir.

4. Atak sırasında sedimantasyon, CRP, kan sayımı, idrar tahlili gibi tahliller istenir. Ayni tahliller atak geçtikten sonra tekrarlanır. Bu tahliller atak sırasında artan iltihabın düzeyini gösterir. Hepsinin yükselmesi şart değildir. Atak başlar başlamaz tahlil yapılırsa değerler normal sınırlarda bulunabilir. Hiç olmazsa atak başladıktan 12 saat sonra kan alınmalıdır.

5. Ailesel Akdeniz Ateşi şüphesi varsa kolşisin adlı ilaç hem tanı hem tedavi amaçlı denenir. En az üç ay süreyle kullanılır. Bu arada atak sıklığı, şiddeti değerlendirilir. Bu süre içinde atak olmaması ya da sıklığın çok azalması hastalık lehine değerlendirilerek kesin tanı konur ve hastaya ömür boyu bu ilacı kullanması gerektiği anlatılır.

6. Genetik değerlendirme de giderek daha çok başvurulan bir tanı aracı olmuştur. Ancak burada hem hekimin hem de hastanın bilmesi gereken; bu testin tanı gücünün 0 olmadığıdır. Klinik olarak tipik ailesel Akdeniz ateşi olan hastaların genetik testleri yapıldığında şöyle bir sonuç elde edilmektedir:

  • a. FMF ile uyumlu bazı yakınmaları olan hastaların %60-70 kadarında gen testi tanıyı kesinleştirmektedir. Yani 2 tane hastalık yaptığı bilinen mutasyon saptanabilmektedir.
  • b. %20-30 kadarında ise tek bir mutasyonlu gen saptanmaktadır. Yani hasta genetik olarak taşıyıcı gözükmektedir (Ancak bazı mutasyonların bir tane bile olsalar bazen hastalığa yol açabileceği kabul edilmektedir).
  • c. kadarında ise klinik olarak hastalık olmasına rağmen hiç mutasyon gösterilememektedir.
  • d. Ayrıca bazı rapor edilen mutasyonların hastalık ile ilişkisi tam bilinmemekte ya da normal kişilerde de olabileceği düşünülmektedir.

Dolayısı ile bu test uygulandığında en iyi olasılıkla tanı değerinin %70 civarında olduğunu bilmek gerekmektedir. Bir de unutulmaması gereken, Türkiye gibi hastalığın sık görüldüğü ülkelerde taşıyıcılık oranı da yüksektir. Neredeyse her 100 kişiden 10-20 tanesi kendisi hasta olmadan bu mutasyonları taşımaktadır.